FAZİLET KARAKOÇ
fazilet@anneoluncaanladim.com
Yeşil egzersiz nedir?

Çocuklarımızın sağlığı için yeşil egzersiz önemli midir?

Binalar insanları öldürür mü?


Bu nasıl bir başlık diye düşünüp merak edenler, ama uzun yazıları okumayı sevmeyenler için kısa cevapları verelim.

Yeşil egzersiz nedir? Parklarda, bahçelerde yapılan egzersizdir.

Çocuklarımızın sağlığı için yeşil egzersiz önemli midir? Evet, hem de çok önemlidir.

Binalar insanları öldürebilir mi? Ne yazık ki, “Evet”…

“Nasıl yani?” diyenler,  mecbur yazının geri kalanını da okumak durumunda…

İNANILIR GİBİ DEĞİL AMA GERÇEK!    
“Günümüzün çocukları belki de ebeveynlerinden daha kısa hayat süresine sahip ilk jenerasyon olacaklar!”

Bilimsel bir makalede bu cümleyi ilk okuduğumda bir anne ve bir hekim olarak, hem çok şaşırdım hem de çok üzüldüm…

Modernleşen dünyamızda çocuklar zamanlarının önemli bir kısmını iç ortamlarda yeterli fiziksel aktivite olmadan geçiriyorlar. Son yıllarda yapılan çok sayıda çalışma bu yaşam tarzının obezite, astım, vitamin D eksikliği, dikkat eksikliği sendromu  depresyon ve anksiyete, miyopi  gibi hastalıkların sıklığını arttırdığını göstermiş. Bu hastalıklardaki artış ile çocukların yaşamında doğanın giderek daha az yer alması arasında bir ilişki var.

Çocukluk çağındaki bu sağlık sorunları ne yazık ki erişkin döneme kadar uzanan akciğer, kalp ve ruh sağlığı ile ilişkili problemlerin oluşmasına neden oluyor. Bütün bu zaralı etkiler özellikle sosyo ekonomik düzeyleri düşük olan çocukları daha fazla etkiliyor.

Her şeyin en iyisini istediğimiz, her türlü kötülükten korumak için uğraştığımız çocuklarımız için çok büyük bir tehlike bu!

“DOĞADAKİ SON ÇOCUK”
Richard Louv’un “Doğadaki Son Çocuk” kitabını okudunuz mu? Richard Louv kitabında; "Doğadaki çocuk, soyu tehlike altında olan bir türdür ve çocukların sağlığı ile Yeryüzü'nün sağlığı birbirine sıkı sıkıya bağlıdır” diyor.

Doğa içinde, oyun oynamak çocukların sağlığını tehdit eden en önemli kronik sağlık azaltmak için aslında oldukça ucuz ve devamlılığı olabilecek bir yöntem olarak tavsiye edliyor.

DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER NELERDİR?
Çocuklarımızın doğayla anlamlı bir bağ kurmadan büyüyen bir kuşağa ait olmasını istemiyorsak dikkat etmemiz gerekenler nelerdir?

Çocukların günde en az 60 dakika mümkün ise doğa içinde fiziksel egzersiz yapması öneriliyor. Toplumun, ailelerin, okulların çocuklarda ve gençlerde  fiziksel aktiviteyi  motive etmekte rolleri çok önemli. Bu çocuğun ya da gencin yaşına uygun olarak aynı zamanda eğlenceli aktiviteler olabilir. Oyun parkına gitmek ya da doğal ortamlarda yürüyüşlere çıkmak gibi.

Çocuk doktorlarının yapılandırılmamış serbest oyunları oynanmasını motive etmelerini öneriyor. Serbest, yapılandırılmamış oyunlar  çocukların aktivite düzeyini etkiliyor, onların yaratıcılığı ve hayal güçlerini ve fiziksel güçlerini arttırıyor. Sağlıklı beyin gelişimi içinde önemli. Çocuklar gruplar halinde nasıl çalışacaklarını, paylaşmayı, aralarında çıkan sorunları (her zaman olmasa da) çözmeyi ve  sorumluluk almayı öğreniyorlar.

Fiziksel olarak yeterince aktif olmayan ve doğadan kopuk yaşayan çocuklarımızı bekleyen en sık rastlanan tehlikelere birlikte değinelim.

YEŞİL EGZERSİZ VE OBEZİTE
“Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması-2010” ön çalışma raporuna göre, Türkiye’de 0-5 yaşta fazla kilolu olanlar yüzde 17,9, fazla kilolu ve şişman olanlar yüzde 26,4 olarak bulunmuştur. 6-18 yaşta fazla kilolu olanlar yüzde 14,3, fazla kilolu ve şişman olanlar yüzde 22,5 olarak bulunmuştur. Her 4 çocuktan birinin ağırlığı  olması gereken sağlıklı ağırlıktan daha fazla. Çocuklarda obezite ile ilişkili olarak hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, obstrüktif uyku apne sendromu, astım, alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığı, diyabet gibi çok önemli hastalıklar ortaya çıkıyor.

Neden çocuklarımız daha şişman, tabii ki genetik, beslenme gibi birçok faktör var ama obeziteyi etkileyen en önemli nedenlerden biri de çocuklarımızın artık çok daha az hareket etmesi…

Genç insanlar günde 7,5 saatlerini elektronik medya başında geçiriyorlar ve bu süre beş yıl öncesine göre daha fazla. 2-7 yaşındaki çocukların yüzde 32’sinde, 8-18 yaşlarındaki çocukların yüzde 65’inin yatak odasında televizyon var. Uzun saatler TV seyretmek çocukların sağlıklarını olumsuz etkiliyor. Bu çocuklarda obezite oldukça sık, ağız hijyenleri kötü, sosyal ve duygusal problemler daha fazla ve kendilerine güvenleri daha az. Yani öyle ki çocuklar TV başından kalkamadıkları için kendi kişisel bakımlarını bile aksatıyorlar.

Doğal ortamlar, çocuklarda fiziksel aktiviteyi arttırıyor ve bu da çocuklarda obezite riskini azaltır, sağlıklı kas ve kemiklerin oluşmasına yardımcı olur. Diyabet, KVS hastalıklar gibi kronik hastalıkları, depresyon ve anksiyeteyi azaltır çocuklar ruhsal olarak da kendilerini iyi hissederler. “Çocuklarda bu hastalıklar ne arar?” demeyin, fiziksel aktivitenin 8 ayın üzerindeki çocuklarda bile kan basınçlarını düşürdüğünü gösteren çalışmalar var.

ÇOCUKLARA EVLERİNE YAKIN PARK GEREK!
Evine yakın park olan çocuklar daha sağlıklı; yaşadığı eve bir  kilometre yakınlığında ve içinde oyun alanları olan bir park olan çocukların parklara ve oyun allanlarına ulaşması mümkün olmayan çocuklardan 5 kat daha  fazla olasılıkla sağlıklı bir kiloda olduğu görülmüş. Parkların varlığı çok önemli anlayacağınız…

Oğlum şöyle diyor, “Haksızlık bu, 35 dakika ders, 5 dakika tenefüs, tam tersi olmalı!” Evet tam tersi biraz zor olsa da okullardaki tenefüs süreleri çok kısa, üstelik çocukların tenefüste geçirdikleri ortamlar ne kadar uygun. Çoğu okulda oyun alanları beton  zeminlerden oluşuyor. Bu alanlarda da çoğu kez sadece basketbol oynanabiliyor. Bütün çocuklar basketbola ilgi duymayabilir ya da oynayamayabilir. Okullarda daha doğal bir ortam sunulabilirse çocukların fiziksel aktivite düzeyleri artar. Kanada‘da yapılmış çok güzel bir çalışma var. Bu çalışmada okul bahçeleri yeniden düzenlenmiş ve yeşil öğeler arttırılmış. Sonuç olarak, çalışmaya katılan 59 okulun yüzde 75’inde öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyinde ve kalitesinde artış olduğu görülmüş.

YEŞİL EGZERSİZ VE RUH SAĞLIĞI…
TC Sağlık Bakanlığı ulusal ruh sağlığı eylem planındaki verilere göre, temel hastalık gruplarına göre dağılım yapıldığında psikiyatrik hastalıklar yüzde 19 ile kalp damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alıyor. 18 yaşını doldurmamış çocuk ve ergen yaş grubunda ruhsal bozukluk yaygınlığı yüzde 15.8 bulunmuştur. Gelişmiş ülkelerde dahi, ciddi düzeyde ruhsal sorunu olan çocukların sadece beşte birinin ruhsal yardım alabildiği düşünülür ise ülkemizdeki durumu tahmin etmek çok zor değil…

Çocuk psikiyatrisi polikliniğine başvuran çocuk ve ergenlerde en sık konulan tanılar, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, anksiyete bozukluğu, depresyon olarak  bildirmiştir.

Fiziksel aktivitenin çocukların ruh sağlığı üzerine olumlu etkileri var ve giderek artan sayıda bilimsel çalışma, doğal ortamların çocuklarda stresi azalttığı ve dikkati arttırdığını göstermiş. Doğal ortamlarda bulunan çocuklar psikolojik olarak daha sağlıklı oluyorlar depresyon ve anksiyete sıklığı azalıyor.

YEŞİL EGZERSİZ VE VİTAMİN D EKSİKLİĞİ
Ülkemizde çocukluk yaş grubunda D vitamin eksikliği ve yetersizliğinin yüzde 40 civarında olduğunu gösteren çalışmalar vardır. D vitamin eksikliği kemiklerde büyümeyi engelleyerek  raşitizme, kemik erimesine yol açabilir. Bu çocuklarda bağışıklık sistemi zayıflar, vitamin D eksikliğinin ayrıca kalp damar hastalıkları, tansiyon yüksekliği ve diyabet ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu neden ile D vitamin desteği verilmesi sadece kemiklerin güçlü olması için değil, hayatın ileri dönemlerinde ortaya çıkabilecek kronik hastalıkları korumak açısından önemlidir.

Fiziksel aktivitenin D vitamin düzeyleri ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Obezitesi olan, yeterli süt içmeyen, günde 4 saatten fazla ekran başında zaman geçiren, çocuklarda vitamin D düzeylerinin düşük olduğu gösterilmiş.

Bu çocuklarda hipertansiyon, kan yağlarının yüksek olması gibi  durumlar Vitamin D eksikliği olmayan çocuklardan daha fazla bulunmuştur.

Birçok çocuk sadece beslenme ile ihtiyaçları olan D vitaminini alamamaktadır. Bu nedenle çocuklara doğduklarından itibaren ergenliğe kadar günde 400 IU Vitamin D verilmesi önerilmektedir. Ayrıca vücudumuz yeterli vitamin D sentezini yapabilmek için en az haftada iki kez 10-15 dakika güneş ışığı almalıdır.

YEŞİL EGZERSİZ VE ASTIM
Yeşil ortamlarda yapılan egzersiz çocukların astımını iyileştiriyor! Astım hem ülkemizde hem de dünyada çocukların en sık rastlanan hastalıklardan biri. Astım ya da alerjik rinit gibi hastalıklardan bahsedilirken hep bahar aylarında çiçek ve ağaçlardaki polenlerin alerjik hastalıkları nasıl da alevlendirebileceğinden bahsedilir.

Ama bakın çok güzel bir çalışma yapılmış ve aslında oturduğunuz yerdeki ağaç yoğunluğunun  artmasının çocuklarda astım riskini azaltttığını göstermiş. Ağaçların lokal hava kalitesini değiştirerek ve çocukları dışarıda oynamaya motive ederek (belki de bu sırada kapalı ortamlarda allerjenler ile karşılaşmak yerine çeşitli enfeksiyonlar ile karşılaşmasının) astım gelişimini azalttığı gösterilmiş.

Bu çalışmayı yaparken çocukların yaşadıkları bölgelerin diğer hava kirliliği yapabilecek kaynaklara yakınlığı vb. faktörler göz önüne alınmış. Şöyle bir sonuca varmış araştırmacılar, kilometrekare başına 343 ağacın olduğu bölgelerde yaşayan çocuklarda astım sıklığının yüzde 29 daha az olduğu gösterilmiş.

Yaşam tarzlarımızdaki bu değişiklik çocuklarımızın fiziksel olarak daha zayıf olmalarına neden oluyor.

AĞAÇLARA YA DA İPLERE TIRMANMANIN ÖNEMİ
İngiltere’den yapılan ilginç bir çalışma var. 1998  yılında 10 yaşındaki çocukların fiziksel özelliklerini, 10 yıl sonra aynı yaşlardaki çocukların fiziksel özellikleri ile karşılaştırmışlar. 10 yıl içindeki aynı yaş grubundaki çocukların çekebildikleri mekik sayısı yüzde 27  azalmış, kol gücü  yüzde 26 daha azalmış ve her 10 çocuktan biri  demir barlarda sallanırken kendi ağırlığını tutamamış ki, bu da 10 yıl öncesine göre iki kat daha fazlaymış. Ağaçlara ya da iplere tırmanmak eskiden çocukların nerede ise hepsinin yaptığı bir şeydi. Çocuklar düşe kalka büyür diye boşuna söylememişler büyüklerimiz. Aslında bir çitten düşmek çocuk için bir sonraki denemede kedini kurtarmayı  öğrenmesi için iyi bir ders olur ama okulda, tatilde, evde onları korumak adına fiziksel aktivitelerini biraz da biz kısıtlıyoruz sanırım.

YEŞİL EGZERSİZ MİYOPLUĞU DA ÖNLÜYOR!
Miyopluk yani uzağı görememenin dünya sağlık teşkilatının 2020 yılında önlenebilir körlüğü  engelleyebilmek için kabul ettiği öncelikli durumlardan biri.

Son 30 yılda miyopluk artmış, ABD’de çocuklarda myopi sıklığı yüzde 9.2. Okul çağında daha çok kitap okuyan çocuklarda; miyopinin sıklığı ve şiddeti, daha az okuyan çocuklara göre daha fazladır. Myopi sıklığındaki bu artışın aydınlatılmış ekranlara çok uzun süre bakma ve okuma süresi ile ilişkili olduğu düşünülüyor. Yapılan çalışmalar, çocukların dış ortamda geçirdikleri süre arttıkça myopi sıklığının azaldığını göstermiş. Buna sebep olarak doğal ışık eksikliğini gösteriyor. Işığın bir sonucu olarak retinada üretilen dopamine isimli bir maddenin miyopiyi önlediği düşünülüyor.

Kolayca tahmin edilebileceği gibi yapılan çalışmalar şehirlerde yaşayan çocukların kırsal bölgede yaşayanlara göre dış ortamlarda daha az vakit geçirdiğini ve daha az yapılandırılmamış oyun oynadığını gösteriyor.

Benim yaşımdaki anneler çok iyi hatırlar, bizim çocukluğumuzun önemli bir kısmı özellikle yaz tatillerinde bahçede geçerdi. Ağaçlara tırmanır, çeşit çeşit oyunlar oynardık. Evlerde değil bilgisayarlar, play stationlar, yedi yaşıma kadar televizyon bile olmadığı için, evde oturmak zorunda kaldığımızda da bol bol kitap okurduk.

Biraz uzun bir yazı oldu, son sorumuzu da cevaplayıp yazıyı bitirelim…

BİNALAR İNSANLARI ÖLDÜRÜR MÜ?
17 Ağustos 1999 unutmayalım, unutturmayalım. Ama bırakın çocuklarımızın rahatça oynayacağı parkları, İstanbul’da önceden belirlenmiş doğal bir afet durumunda acil eylem durumunda çadır  kentlerin kurulacağı 484 alanın önemli bir kısmında artık modelli isimleri ile alışveriş merkezleri ve rezidanslar yükseliyor.

Bilim dünyasında “Hasta bina sendromu” diye bir tanımlama vardır. Daha önce bir yazımda bu konuya değinmiştim kale gibi, nefes almayan çoğu pencersiz, içinde yaşayan insanları hasta eden binalar. Ama görünen o ki artık bu binaların bazıları insanların sadece hasta olmasına değil, doğal bir afet durumunda ölümüne de sebep olabilir.

Anlayacağınız, mesele üç-beş ağaç meselesi değil, hem de hiç…

Ne diyor, Nazım Hikmet Yaşamaya Dair şiirinde:

Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
     hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
     ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
                                yaşamak yanı ağır bastığından…

Sevgi ve selamlarımla…

Yazarın Diğer Yazıları
- Astım hakkında efsaneler ve gerçekler
- Çocuğum okulda astım krizi geçirir ise...
- Boğaz ağrısı deyip geçmeyin!
- Grip aşısı yok ise okul da yok, iş de yok!
- Yeşil egzersiz nedir?
- Sık hastalanan çocuk!
- Boğmaca gibi öksürüyor!
- Çocuğum astım atağı geçiriyor!
- Hastalık göğüse inmiş mi?
- Solunum problemleri olan çocuklarda yapılan testler (1)
- Astım tedavisinde yapılan yanlışlar
- Çocuğunuzun rol modeli kim?
- Dramatik tehlike!
- Sevgili internet doktorum!
- Solunum problemi olan çocuklarda reflü!
- Soğuk algınlığı mı grip mi?
- Haydi büyükler aşıya!
- Astım hastalığında alternatif tedavilerin yeri
- Çocuğumun astım olmasını önleyebilir miyim?
- Okullar başladı, enfeksiyonlara hazır mıyız?
- Okul hayatında başarı için...
- Çocuğumun ergenliğine hazır mıyım?
- İç ortamlardaki hava kirliliği ve hasta bina sendromu
- Çocuklar ve yüzme konusunda bunlara dikkat!
- Çocuklar çocuk doktoruna gitmeli!
- Çocuğum verem mi?
- Erken doğan bebeklerde rastlanılan sorunlar
- Ne zaman çocuk olmayız?
- Kistik Fibrozis
- Hava nemlemdiricileri
- Zor astım
- Çocuğumun nefes borusuna yabancı cisim kaçtı!
- Çocuğum zatürre mi oldu?
- Çocuğum öksürüyor!
- Astımlı çocuklarda hastalığı etkileyen çevresel faktörler nelerdir?
- Çocuğum çok sık hastalanıyor!
- Grip aşısı
- Merhaba
anneoluncaanladim.com'u ziyaret etmek için tıklayın
Copyright 2007-2009 ® NETATÖLYE